Archives

January 2019

Kalp ve Damar Hastalığı, Venöz yetmezliği nedir?

Venöz yetmezlik diğer bir değişle toplardamar yetmezliği sık görülen bir hastalıktır. Toplardamardaki kanın bacaklarda birikmesiyle sonucunda ortaya çıkan bir durumdur. Genellikle, toplardamardaki kapak problemlerine ya da toplardamar tıkanıklıklarına bağlı olarak gelişen bir durumdur. Bu bozulmada en önemli faktör yapısal-genetik yatkınlıktır. Buna, uzun süre ayakta kalma/oturma, sıcak iklimde yaşama ve hamilelik gibi faktörler de eklenince venöz kapakçıklarda yetmezlik gelişebilir. Venöz yetmezlik dediğimiz bu bozuklukta, bacak kaslarımız kasıldığında venöz kan akciğerlere doğru gider, ancak kaslarımız gevşediğinde kan tekrar ayağa doğru akar.  Genellikle, hastaların bacaklarının şişmesi, kaşıntı, bacaklarda ağrı hissi, bacaklarda daha büyük varislerin görülmesi, ayak bileği çevresinde ve bacaklarda renk değişiklikleri ve daha ileriki aşamalarda ise yaralarla kendini gösteren bir durumdur. Özellikle ileri aşamalara geldiğinde tedavisi çok daha zor hale gelebilmektedir. Bu sebeple rutin kontroller önemlidir. Bir sağlık problemi oluşturduğu gibi hastanın yaşamını zorlaştırır. Bazı durumlarda ciddi komplikasyonlara da yol açabilen önemli bir sağlık problemidir.  Uzman bir doktor hastanın ayağını ve hasta şikayetlerini inceleyerek teşhis edebilir ancak her hastada mutlaka renkli doppler ultrasonla inceleme yapılması gerekir. Renkli doppler ultrason inceleme hem kapak sorunu var mı yok mu; hem de derin damarlarda mı yoksa yüzeysel damarlarda mı olduğunu ortaya çıkarır. Renkli doppler (RDUS) ultrason tekniğinin bir ileri aşaması olan Doppler cihazı, vücudun damar ağını, kanın damarlar içindeki dolaşımını, dolaşımın yeterliliğini ve kanın akış hızını son derece kolay bir yöntemle ortaya koymaktadır. RDUS incelemesi hasta ayakta iken yapılmalıdır. Çünkü reflü yerçekimi etkisiyle oluşur ve bu ancak hasta ayakta iken değerlendirilebilir. Daha ileri değerlendirmeler özellikle karın içerisindeki toplardamarların değerlendirilmesi ultrosonografi yanı sıra doppler ultrasonografi ve bununla beraber olarak tomografi veya emar (MR) çekilerek gerçekleştirilir. En sık gerçekleşen toplardamar yetmezliği nedeni aynı varislerde olduğu gibi kalp kapak problemleriyle bilinen olan bir toplardamar hastalığıdır. Böyle durumlarda varis tedavisinde uygulanan temel prensipler geçerlidir. Bunlar ameliyat, lazer, radyo-frekans veya köpük skleroterapisidir. Eğer toplardamarlarda bir tıkanıklık söz konusu ise perforal damar dediğimiz arada derin ve yüzeysel damarlar arasında bağlantıyı sağlayan damarlardaki yetmezlik ise bu damarların ortadan kaldırılmasına yönelik bir tedavi gerçekleştirilir. Eğer bir tıkanıklık varsa, özellikle toplardamarların kalbe doğru ilerlerken ki karın içindeki bölümünde bir tıkanıklık varsa bu damarlara stand ya da balon yapılarak damarlar açılır.

Varis Ameliyatı Sonrası Yapılması Gerekenler Nelerdir?

Varisleri tedavi ettikten sonra ister ameliyat olsun, ister radyofrekans veya lazerle ameliyat olsun hasta genellikle evine yürüyerek gönderilir. Hasta evine taburcu olduğunda bacaklarında sargılar vardır. Hastanın sargıları çoğu zaman yürümesini engelleyici boyutta değildir. Hastada ciddi ağrılar yoktur. Dolayısıyla hasta o gün yürüyebilir, merdiven çıkabilir. Genellikle hastaların 1-2 gün evde istirahat etmelerini, kendilerini çok yormadan yürümelerini öneririz. Hasta ertesi gün yıkanabilir, dışarı çıkabilir ve yarım saatlik küçük yürüyüşler yapabilir. Hastalara verilmiş olan varis çorabı minimum bir hafta kullanmaları önerilir. Varis çorabının süresi gerekirse biraz daha uzatıla bilinir.

 Ameliyattan sonra gerek iyileştirilmiş damarlarımızın gerekse sağlıklı damarlarımızı korumak için yapılması gereken bazı önlemler vardır. Çünkü genetik olarak tekrar varis oluşu gözlenmesi çok olası bir durumdur. Elbette ki bu oluşum süresi çok kısa bir süreçte meydana gelmeyecektir. Ancak istenilen durum yeniden varis oluşmaması olduğu için ameliyat sonrası dikkat edilmesi gereken hususlar vardır.

Varis ameliyatı sonrası mutlaka uzman hekiminizin size bir eğitim vermesi gereklidir. Eğitimin ana amacı bacaklardaki baldır kaslarının çalıştırılmasıdır. Yüksek topuklu ayakkabılar, babet ayakkabıların giyilmemesi gerekir. Karın içi basıncınızın arttırıcı kıyafetlerin giyilmemesi, uygun bir diyet programıyla yemek yenilmesi, aşırı sıcaklardan kaçınılması, baldır kaslarının güçlendirilmesi gibi önlemleri doktorunuz size anlatacaktır. Bu şekilde yapılmış olunan tedavinin devamlılığını ve sağlıklı bacaklara sahip olmayı amaçlanır.

Varis çorabı kullanımı ve faydaları nelerdir?

Varis çorabı toplardamar yetersizliklerinde kullanmış olunan bir yardımcı tedavi aracıdır. Tek başına hastayı tedavi etmez. Ancak uygulanan tedaviye destek olması amacıyla ya da hasta şikayetlerini azaltmak amacıyla kullanılır. Varis çorabı, varislerinizin ilerlemesini yavaşlatır. Kan dolaşımını düzenlemeye yardımcı olduğundan, yeni varis oluşumunu engelleyebilmektedir. Özellikle hamilelik ve emzirme dönemlerinde, o süreçte tedavi edilemeyen kadın hastalarımızın şikayetlerini azaltmak ve varislerinin ilerlemesini yavaşlatmak için bu çorabı kullanmasını tavsiye ederiz.  Fakat varis çorabı kullanılırken bazı zorluklar vardır. Bunların başında çorabın giyilmesiyle alakalı sıkıntılar vardır.Doktorunuzun gösterdiği şekilde uygulanarak giyinilmelidir.  

Varis çorabı sıradan sıkıştırıcı bir çorap değildir. Varis çorabı, basıncı aşağıdan yukarıya doğru giderek artan, özellikli bir çoraptır. Gerek istirahat halinde gerekse çalışırken dışarıdan uygulanan bu basınç toplardamarlardaki göllenmeyi ve buna bağlı olarak gelişen ödem ve sızlama gibi şikâyetleri azaltmaya yardımcı olur. Her kişiye özgü uzman doktorunuzun belirlemiş olduğu basınç seviyelerinde, kişinin anotomik yapısına özgü yapılmalıdır. Tanıdık birisine iyi geldi diye başka birinin varis çorabını giymek kesinlikle doğru değildir. Varis çorabının ölçüsünün doğru alınması mühim bir konudur. Bilek kısmının, baldır kısmının, diz altı kısmının, dizle topuk kısmının ve hastanın bacak boyunun ölçülerinin dikkatlice alınıp kişiye özgü varis çorabı yapılması gereklidir. Diğer önemli bir hususta varis çorabının yıkama talimatlarına uyarak sabunla değil sabun köpüğüyle yıkayarak, asarak değil sererek kurutulmalıdır. Bu şekilde varis çorabınızın kullanım süresini de uzatmış olacaksınız. Bir varis çorabının 6 aylık basıncı koruma ömrü olduğunu da unutmamalıyız. Özellikle uygulanan ameliyatsız tedaviler sırasında varis çorabı verilebilmektedir.

Karotis hastalığında kalp damar cerrahisinde nasıl tespit edilir?

Karotis arter hastalığı beyine giden şah damarı tıkanıklığıdır. Bu hastalık ileri yaşlarda, şeker hastalığı olanlarda veya ileri derece ateroskloretik denilen yaygın damar hastalığı olan kişilerde görünür. Bu durum kalbi besleyen damarlarda oluşan tıkanıklıkla bir farkı yoktur. Tek fark beyni besleyen damarlarda küçük yağlı kolestrol plaklarının taşlaşarak oturmasıdır. Bu oturmuş olan plaklar beyine giden kan akımını etkiler. Hastada kroner damar tıkanıklığın kalp krizine sebebiyet verebilmesi gibi beyine giden damarlarında tıkanıklığı da felce neden olabilir.

Hastalık zaman zaman sol veya sağ tarafta uyuşma; uyuşmanın olduğu yerde tutamama, güçsüzlük, düşme, baygınlık, ağız fonksiyonlarının yerine gelmemesi (çiğneyememe) ve gözlerde görme bozuklukları ortaya çıkabilir. Bu belirtiler ortaya çıktığında ilk yapılacak işlem şah damarı ultrasonu yani karotis ultrasonu çekilir. Ultrason dalgalarıyla tıkanıklık tespit edilir. Kesin tedavisinde ise darlığın tam olarak ortaya çıkmasından sonra karar verilir. Stent mi takılacak yoksa damar ameliyatı mı yapılacak karar vermek için tomogrofik anjio ya da emar anjio çekilebilir. Sonuçlara göre net tedavi ortaya konulur. Genellikle şah damarı ameliyatları %1 gibi çok düşük tehlike riskleriyle gerçekleştirilir.

Kalp damar hastalıklarının artmasında öne çıkan 10 etmen nedir?

Kalp damar hastalıkları erkeklerde kadınlardan daha çok görülür. Bunun nedeni kadınlarda ki hormonların kolestrol düzeyini azaltıcı etkisidir. Kadınlarda özellikle menopoz döneminden sonra kalp damar hastalıklarının görülme olasılığı daha çok artar. Kalp damar hastalıklarının oluşumunda, genetik etmenlerin yanı sıra bazı sonradan edindiğimiz kötü alışkanlıklarımızda etkilidir.

  1. Yeterince meyve ve sebze tüketmemek. Hazır ve yüksek kalorili besinleri öğünlerimizden çıkartmalıyız.
  2. Birçok hastalığın kaynağı obezite yani aşırı kilo alımı sadece kalp damar hastalığına sebebiyet vermez bazı durumlarda ömrü bile kısaltabilir. Bu yüzden sağlıklı beslenip ideal kilomuzu korumamız gereklidir.
  3. Kötü kolastrol olarak bilinen LDL’nin yüksek olması kalp damar hastalıkları için ciddi risk oluşturur.
  4. Sağlıksız beslenmenin etkisiyle diyabet ve insilün direncinin artması kalp damar hastalıklarına sebebiyet verebilir.
  5. Hareketsiz yaşam, fiziksel aktivitenin azalması kalp damar hastalıklarına adeta davetiye çıkarır.
  6. Hipertansiyon görülmesi. Her üç bireyden birinde görülen hipertansiyon kalp damar hastalıkları için ciddi bir risktir.
  7. Bilimsel gerçekliği olmayan tedaviler kalp damar sağlığını olumsuz etkileyebiliyor.
  8. Sigara ve alkol tüketimi zamanla sizi birer kalp damar hastası yapabiliyor.
  9. Yaşadığınız yoğun stresslerde sağlığınızı bozabilir. Stressden uzak bir yaşam sürebilmek been sağlığınız için en güzel adımdır.
  10. Genetik faktörler. Aileden kalıtım yoluyla gelen bir kalp damar hastalığınız mevcut olabilir.

Tüm bu etmenler sizi kalp damar hastalıklarına daha yatkın hale getirebilir. Sağlıklı bir yaşam için bazı kötü alışkanlıklarınızdan uzaklaşmanız lazımdır. Unutmayalım ki, Dünya Sağlık Örgütü (WHO)’nun verilerine göre, “kalp damar hastalıkları insanoğlunun bir numaralı ölüm nedeni” demiştir. Bu nedenle, kalp ve damar sağlımızı koruyalım, düzenli doktor kontrollerimizi gerçekleştirelim.

Randevu Alın

Hızlı ve Kolayca Randevu Alın

İletişime Geçin 0212 291 11 11